Abone


İsim:

Email:

Üye Giriş

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 14 ziyaretçi çevrimiçi
MEHMET KARAMUSTAFAOĞLU İLE YAPILAN VE GİRESUN DERGİSİNDE YAYINLANAN SÖYLEŞİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Cuma, 18 Haziran 2010 23:06

Yüreği Giresun Sevgisiyle dolu, eğitim gönüllüsü hemşehrimiz Mehmet Karamustafaoğlu ile siyasetten spora, eğitimden, Giresun Derneklerine uzanan geniş yelpazeli bir söyleşide bulunduk

Giresun Vakfı bir şanstı;
değerlendiremedik

Ön­ce Gi­re­sun’da kur­du fir­ma­sı­nı, da­ha son­ra Or­du ve Sam­sun’da böl­ge mü­dür­lük­le­ri aç­tı. Ve de­va­mın­da İs­tan­bul şu­be­si­ni aça­rak bü­yü­yen iş hac­mi ve ge­li­şen ti­ca­ri ha­ya­tıy­la bir­lik­te si­ya­set­ten spo­ra, der­nek­çi­lik­ten vak­fa ka­dar her tür­lü sos­yal olu­şu­mun için­de yer alan bir isim Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu­…
Cum­hu­ri­yet Halk Par­ti­si Gi­re­sun İl Baş­kan­lı­ğı, İs­tan­bul Gi­re­sun Vak­fı’nda baş­kan­lık ve yö­ne­ti­ci­lik, çok sa­yı­da der­ne­ğin ku­rul­ma­sın­da gö­rev al­mak, Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si­nin ku­rul­ma­sın­da olu­şan he­yet­te bu­lun­mak, Aluc­ra Mes­lek Yük­sek Oku­lu’nun açıl­ma­sı için gö­rev üst­len­mek, Gi­re­suns­por’da yö­ne­tim­de yer al­mak ve ta­kı­mın ba­şa­rı­lı ol­ma­sı için elin­den ge­le­ni yap­ma­k…
Bu baş­lık­lar al­tın­da yer alan ger­çek­le­rin bo­yut­la­rı­nı göz­ler önü­ne ser­mek için Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’nu bu sa­yı­mı­za ko­nuk edi­yo­ruz.
Fir­ma­sı­nı ön­ce Gi­re­sun’da ku­ran ve da­ha son­ra İs­tan­bul şu­be­si­ni aça­rak ge­niş­le­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’na  “Ne­den İs­tan­bul?” di­ye so­ra­rak söy­le­şi­mi­ze baş­lı­yo­ruz.
Fir­ma­sı­nı kur­du­ğu 1986 yı­lın­da fın­dık fir­ma­la­rı dı­şın­da Gi­re­sun’da ku­rul­muş bir ti­ca­ri fir­ma ha­tır­la­ma­dı­ğı­nı söy­lü­yor  Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu­… İs­tan­bul’a ge­liş amaç­la­rı­nı ti­ca­ri ufuk­la­rı­nı da­ha da ge­liş­tir­mek, dış dün­yay­la ti­ca­ret yap­mak ola­rak özet­le­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; An­cak ül­ke­de üst üs­te ya­şa­nan eko­no­mik kriz­le­rin bu açı­lım­la­ra fır­sat ver­me­di­ği­ni ifa­de edi­yor.
Ağır­lık­lı ola­rak in­şa­at sek­tö­rün­de iş ya­pan Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu, sek­tö­rün 1995 yı­lın­dan iti­ba­ren gir­di­ği kriz ve gel­di­ği nok­ta­nın fir­ma­la­rı­nın ge­rek­ti­ği öl­çü­ler­de bü­yü­me­si­ni en­gel­le­di­ği­ni be­lir­ti­yor.
Ha­len beş fir­may­la üre­tim­le­ri­ni sür­dü­ren Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu Or­du Or­ga­ni­ze Sa­na­yi Böl­ge­si’nde duş ka­bin, ka­pı pen­ce­re, bal­kon cam­la­ma sis­tem­le­ri üre­ti­mi ya­pı­yor. Tür­ki­ye’nin en bü­yük 50 acen­te­sin­den bi­ri­si ola­rak si­gor­ta­cı­lık iş­le­ri de ya­pan Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; okul­la­ra, has­ta­ne­le­re, res­to­ran­la­ra ve bü­yük şir­ket­le­re te­miz­lik ürün­le­ri ve­ren en­düs­tri­yel te­miz­lik ürün­le­ri sa­tan bir baş­ka fir­ma­nın da sa­hi­bi.
İn­şa­at mal­ze­me­le­ri pa­zar­la­yan ve sa­tan bir baş­ka fir­ma­nın da sa­hi­bi olan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu 2001 yı­lın­da ya­şa­nan eko­no­mik kriz ön­ce­si 150 kad­ro­lu, ta­şe­ron iş­çi­le­riy­le bir­lik­te 500 ci­va­rın­da per­so­nel ça­lış­tır­dık­la­rı­nı, bu­gün bu ra­ka­mın 50 do­la­yın­da ol­du­ğu­nu söy­lü­yor.
Tür­ki­ye’de is­tih­dam ya­rat­ma­nın çok pa­hal­lı ve çok zor ol­du­ğu­nu, dün­ya gö­rü­şü­ne ters ol­mak­la bir­lik­te bu­gün da­ha az per­so­nel­le na­sıl da­ha faz­la iş ya­pa­rı­mın he­sa­bı­nı yap­tık­la­rı­nı di­le ge­ti­ren Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu bu­nun, ül­ke­nin kö­tü yö­ne­til­me­si­nin bir so­nu­cu ol­du­ğu­nu vur­gu­lu­yor.

 

KO­NUT VE İN­ŞA­AT
YA­PAN DEV­LET

Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu bu ko­nu­da­ki gö­rüş­le­ri­ni şöy­le açık­lı­yor:
“Özel­lik­le ANAP’ la bir­lik­te baş­la­yan bir ka­fa ya­pı­sı var; sü­rat­le özel­leş­tir­me­ye gi­der­ken bir yan­dan da in­şa­at ya­pan bir dev­let an­la­yı­şı­… Bir ta­raf­tan dev­le­tin ma­lı­nı mül­kü­nü sa­ta­cak­sı­nız bir ta­raf­tan da TO­Kİ gi­bi ve­ya be­le­di­ye­le­rin kur­du­ğu şir­ket­ler­le in­şa­at sek­tö­rü­ne gi­re­cek­si­niz. En­te­re­san bir du­ru­m… Ta­rih bu­nu yar­gı­la­ya­cak­tır. Kal­dı ki TO­Kİ gi­bi ku­rum­lar, de­va­sa in­şa­at şir­ket­le­ri ga­ri­ba­na, iş­çi­ye, me­mu­ra, emek­li­ye ko­nut yap­mı­yor. On­la­rın he­def­le­di­ği ke­sim bir­den faz­la ko­nu­tu olan ve pa­ra­sı olan kiş­ler.
Geç­miş­te ya­şa­dı­ğı­mız 2001 kri­zi du­rul­du­ğun­da ba­na ne­den in­şa­at sek­tö­rü­ne dön­me­di­ği­miz so­rul­du. Bu ül­ke­de ko­nut ih­ti­ya­cı olan ke­sim bel­li­…
Köy­den şeh­re inen­ler, me­mur­lar, iş­çi­ler, es­naf­la­r… Bu­gün­kü üc­ret­ler­le bun­la­rın ko­nut al­ma, in­şa­ata ya­tı­rım yap­ma şans­la­rı yok. Ge­ri­ye kim ka­lı­yor? Ban­ka­lar­da pa­ra­sı olan­lar, rant ge­li­ri el­de eden­ler. Bun­lar da, in­şa­at sek­tö­rü­ne baş­ka ge­lir el­de ede­cek­le­ri alan kal­ma­dı­ğın­da ge­çi­ci ola­rak yö­ne­lir­ler. Bu da gel­di gel­di ve bir yer­de tı­kan­dı, iler­le­yen za­man­da da­ha da tı­ka­na­cak.”
Bu nok­ta­da, in­şa­at sek­tö­rü­nün ge­le­cek­te­ki du­ru­mu­nu ve ko­nut fi­yat­la­rıy­la il­gi­li bek­len­ti­le­ri­ni so­ru­yo­ruz Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’na­…
“Arz çok ta­lep az, ko­nut fi­yat­la­rı­nın yük­sel­me­si­ni bek­le­mi­yo­rum” di­ye­rek bu so­ru­mu­za ce­vap ve­ren Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu, kır­sal­dan şeh­re gö­çen in­san­la­rın ko­nut edi­ne­cek ka­dar pa­ra­sal gü­ce sa­hip ol­ma­dık­la­rı­nın al­tı­nı çi­ze­rek, bu­nun da em­per­ya­liz­min bir yön­te­mi ol­du­ğu­nu vur­gu­lu­yor.
“Tüm dün­ya­nın ya­şa­dı­ğı em­per­ya­liz­min do­ğal so­nuç­la­rın­dan bi­ri­si­dir bu.. Kır­sal­da, ta­rım­da ça­lı­şan in­san­la­rı ucuz iş­gü­cü ya­ra­ta­bil­me ve da­ha ko­lay yön­len­dir­me adı­na, ta­rım­da­ki des­tek­le­ri kal­dır­dı­lar, ve­rim­li ara­zi­le­ri çöl­leş­tir­di­ler ve hız­la bir yer­le­re doğ­ru gi­di­yo­ruz.
Gi­re­sun’un ha­li or­ta­da­… Bi­zim genç­li­ği­miz­de dev­le­ti yö­ne­ten­le­rin övün­dü­ğü en önem­li ko­nu dün­ya­da ken­di ken­di­ne ye­ten ye­di ül­ke­den bi­ri­si ol­ma­mız­dı.
Bu­gün buğ­day da­hil
dı­şa­rı­dan al­ma­dı­ğı­mız hiç­bir ürün kal­ma­dı.” di­yen Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu, ül­ke­de ta­rı­mın kal­ma­dı­ğı­nı, sa­na­yi­nin de ol­ma­dı­ğı­nı ifa­de eder­ken bu­gün sa­na­yi­ci ola­rak ge­çi­nen ve­ya
top­lu­mun sa­na­yi­ci san­dı­ğı in­san­la­rın ta­ma­mı­nın çok ulus­lu fir­ma­la­rın ta­şe­ron­lu­ğu­nu yap­tı­ğı­nın al­tı­nı çi­zi­yor.

 
BU SO­RU­YA DİK­KAT
Söy­le­şi­mi­zin bu nok­ta­sın­da Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu şu so­ru­nun ce­vap­la­ma­sı­nı is­ti­yor. “Bir Türk va­tan­da­şı ya­ban­cı bir ül­ke­de bir ya­tı­rım yap­sa, el­de et­ti­ği ka­zan­cı o ül­ke­de baş­ka ya­tı­rı­ma mı yö­nel­tir yok­sa ül­ke­si­ne mi ge­tir­me­ye ça­lı­şır?
Bu­nu şu­nun için so­ru­yo­rum: Bu ül­ke­de ya­tı­rım ya­pan ya­ban­cı ser­ma­ye­nin ama­cı bu ül­ke in­sa­nı­nın re­fa­hı­nı mı ar­tır­mak yok­sa bu­ra­dan ka­zan­dı­ğı pa­ra­yı ken­di ül­ke­le­ri­ne mi ak­tar­mak? Kal­dı ki ya­ban­cı ser­ma­ye bu ül­ke­de is­tih­da­ma yö­ne­lik bir ya­tı­rım da yap­mı­yor” di­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu çok ulus­lu ser­ma­ye­nin, bir an­lam­da em­per­ya­liz­min di­ni­nin, ül­ke­si­nin ve sı­nı­rı­nın ol­ma­dı­ğı­nı; ne­re­den ne ka­dar ka­zanç el­de ede­cek­le­ri­ni he­sap­la­ya­rak ora­la­ra git­ti­ği­ni, kar ede­me­dik­le­ri ül­ke­le­ri sü­rat­le terk et­ti­ği­ni vur­gu­lu­yor.
“Bu­nun be­de­li­ni Ame­ri­ka’da ya­şa­yan halk da öde­di, Av­ru­pa’da ya­şa­yan halk da öde­di. Biz de ödü­yo­ruz. Çok ulus­lu ser­ma­ye­nin in­sa­ni de­ğer­le­ri ol­maz. On­la­rın tek dü­şün­dük­le­ri şey kar­la­rı­nı ar­tır­mak­tır.” di­yen Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu ge­le­cek­le il­gi­li dü­şün­ce­le­ri­ni şöy­le an­la­tı­yor:
“25 yıl­lık ti­ca­ri ha­ya­tı­mın so­nun­da gel­me­yi dü­şün­dü­ğüm nok­ta bu­ra­sı de­ğil­di. Üret­me­nin çok pa­hal­lı ol­du­ğu ül­ke­miz­de ço­cuk­la­rı­ma ulus­lar ara­sı ti­ca­ret ya­pan bir fir­ma ol­ma­la­rı­nı öne­ri­yo­rum. Ço­cuk­la­rı­mı da ona gö­re ye­tiş­tir­me­ye ça­lı­şı­yo­rum.
Yi­ne bu ül­ke­de üre­tim ya­pa­bi­le­cek ye­tiş­miş iş­gü­cü de yok. Al­dı­ğı­nız bir ele­ma­na 3- 4 yıl ya­tı­rım yap­mak ve işi öğ­ret­mek zo­run­da­sı­nız. Bu sü­re için­de işi öğ­re­nen ele­man­la­rı da tam işi öğ­ren­di­ğin­de eli­niz­de tut­mak zor.”

PRO­JE ÇİZ­ME­Yİ
YE­Nİ­DEN
ÖĞ­REN­DİM

Tür­ki­ye’de sek­tör­le­rin ye­tiş­miş ele­man sı­kın­tı­sı çek­ti­ği­ni an­la­tan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu İs­tan­bul Tek­nik Üni­ver­si­te­si me­zu­nu ol­du­ğu­nu an­cak pro­je çiz­me­yi me­zun ol­duk­tan son­ra ye­ni­den öğ­ren­di­ği­ni ifa­de edi­yor.
“Bi­ze üni­ver­si­te­de pro­je çiz­mek için kul­la­na­ca­ğı­mız o for­mül­le­rin na­sıl or­ta­ya çık­tı­ğı­nı öğ­ret­miş­ler­di an­cak na­sıl uy­gu­la­na­ca­ğı­nı öğ­ret­me­miş­ler­di. Ha­ya­tın pra­tik­le­ri­ni ya­şa­ma­dan ele­man ye­tiş­mi­yor”  söz­le­riy­le çok önem­li bir ko­nu­ya par­mak ba­san Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu bu eği­tim sis­te­miy­le ül­ke­nin na­sıl kur­tu­la­ca­ğı so­ru­su­nu sor­ma­dan ge­çe­mi­yor.

 
Ne­den Or­du?
Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu fir­ma­sı­nın bir şu­be­si­ni de Or­du’ya aç­tı. Bu nok­ta­da “ Ne­den Or­du? “ so­ru­su­nu sor­ma­nın tam za­ma­nı di­ye dü­şü­nü­yo­ruz.
“Bu so­ru­nun al­tın­da çok bü­yük bir ha­yat var” di­ye­rek so­ru­mu­zu ce­vap­la­ma­ya baş­la­yan Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu şöy­le de­vam edi­yor:
“O ta­rih­ler­de, ben si­ya­se­tin için­dey­ken Gi­re­sun’a or­ga­ni­ze sa­na­yi si­te­si ku­rul­ma­sı tar­tış­ma­sı ya­şa­nı­yor­du. Ne­re­ye ku­rul­sun kav­ga­la­rı ya­pı­lı­yor­du. Ben o za­man Bu­lan­cak Pa­zar­su­yu’nu öner­miş­tim. Bu­ra­ya ku­rul­ma­sı çok ko­lay­dı, ya­tı­rım ya­pıl­ma­sı çok ko­lay­dı. An­cak Gi­re­sun mer­kez­de­ki ar­ka­daş­la­rı­mız bu­na şid­det­le kar­şı çık­tı­lar. Ba­na ha­ka­re­te va­ran söz­ler söy­le­di­ler.
Ve Bu­lan­cak Pa­zar­su­yu mev­ki­ine ku­ru­la­cak or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­si­ni ele­ye­rek bu­gün­kü ye­ri­ne ku­rul­ma­sı­nı sağ­la­dı­lar..
Bu­na rağ­men o böl­ge­de cid­di üre­tim ya­pan üç beş fir­ma­dan baş­ka bir şey yok. Bir tür­lü ge­liş­mi­yor. Biz bu kav­ga­la­rı ya­par­ken Or­du or­ga­ni­ze sa­na­yi böl­ge­si­ni kur­muş ve ya­tı­rı­ma baş­la­mış­tı. Bi­zim de ya­tı­rım yap­mak için bir ye­re ih­ti­ya­cı­mız var­dı. Gi­re­sun’da bu im­kâ­nı bu­la­ma­dı­ğı­mız için Or­du’ya ya­tı­rım yap­tık.”

 
EM­PER­YA­LİZM
ANA­DO­LU’YU
İŞ­GAL ET­Tİ

Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu İs­tan­bul’a ya­tı­rım yap­ma­yı na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor?
Bu so­ru­ya bir cüm­ley­le ce­vap alı­yo­ruz: “ Ti­ca­ri ufuk açı­sın­dan İs­tan­bul’a gel­di­ği­me piş­man de­ği­lim an­cak Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’nun mut­lu­lu­ğu açı­sın­dan ba­kar­sak piş­ma­nım. Gi­re­sun’da çok da­ha mut­luy­dum. Gi­re­sun’a git­ti­ğim­de çok da­ha faz­la mut­lu olu­yo­rum.”

Bi­raz açar mı­sı­nız?
“Hep bir du­am var­dı. Dün­ya’da­ki em­per­ya­liz­min Tür­ki­ye’ye ilk gi­riş nok­ta­sı İs­tan­bul’dur. İs­tan­bul’da in­sa­ni de­ğer­le­rin ye­ri­ni mad­di de­ğer­le­rin al­dı­ğı­nı gö­rün­ce em­per­ya­liz­min Ana­do­lu’ya ya­yıl­ma­sın­dan kor­kar, bu has­ta­lı­ğın Ana­do­lu’ya ve Gi­re­sun’a
sıç­ra­ma­ma­sı için du­a eder­dim.
Ama em­per­ya­lizm Ana­do­lu’yu da iş­gal et­ti ve ya­vaş ya­vaş Gi­re­sun’u da et­ki­si al­tı­na aş­ma­ya baş­la­dı. Gi­re­sun’da da in­sa­ni de­ğer­ler yer­le­ri­ni mad­di de­ğer­le­re bı­rak­ma­ya baş­la­dı.”

Gi­re­sun’da ya­şa­yan Gi­re­sun­lu­la­rın ya­şa­dık­la­rı gü­zel­lik­le­rin far­kın­da ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; Gi­re­sun’da da çe­şit­li sı­kın­tı­lar ya­şan­dı­ğı­nı, bu­na rağ­men bü­yük şe­hir­ler­de ya­şa­yan Gi­re­sun­lu­la­rın Gi­re­sun’da ya­şa­yan Gi­re­sun­lu­lar­dan da­ha kö­tü du­rum­da ol­du­ğu­nu ifa­de edi­yor.
“Gi­re­sun’da ya­şa­yan Gi­re­sun­lu­nun en kö­tü ih­ti­mal­le kö­yü var, ine­ği var, la­ha­na­sı var, fın­dı­ğı var. Sa­bah sof­ra­ya ko­ya­ca­ğı bir şey­le­ri var. Ama bü­yük§şe­hir­de ya­şa­yan, özel­lik­le İs­tan­bul’da ya­şa­yan ve eme­ğiy­le ge­çi­nen bir Gi­re­sun­lu­nun ge­çim kay­gı­sı ya­şa­ma­dı­ğı­nı san­mı­yo­rum.” di­ye­rek göz­lem ve tes­pit­le­ri­ni böy­le özet­li­yor Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu­…

Gİ­RE­SUN’A NE­LER
YAP­MAK İS­TER­Dİ­NİZ?

Bi­raz da si­ya­set di­yo­ruz söy­le­şi­mi­zin bu nok­ta­sın­da.
CHP Gi­re­sun İl Baş­kan­lı­ğı ve Gi­re­sun Be­le­di­ye Baş­kan­lı­ğı aday­lı­ğı dö­nem­le­ri­ni ya­şa­yan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’na si­ya­set yap­tı­ğı yıl­lar­da ve Be­le­di­ye Baş­ka­nı ada­yı ol­du­ğu gün­ler­de Gi­re­sun’a ne­ler yap­mak is­te­di­ği­ni so­ru­yo­ruz.
“Bir ör­nek­le ce­vap ve­re­yim: 1994 yı­lın­da Gi­re­sun Be­le­di­ye Baş­kan­lı­ğı­na ada­yım ve 11 baş­kan ada­yıy­la bir­lik­te te­le­viz­yon­da açık otu­ru­ma ka­tı­lı­yo­ruz. Aday ar­ka­daş­lar cid­di an­lam­da pa­lav­ra atı­yor­lar. Be­le­di­ye­nin 48 mil­yar ge­li­ri var, sa­de­ce per­so­nel gi­de­ri 60 mil­yar. Me­se­la, Ada’ya du­ba­lar­la yol ya­pıp ışık­lan­dı­ran­lar­dan tu­tun­da Ada, Ka­le, Ge­dik­ka­ya üç­ge­ni­ne te­le­fe­rik kur­ma­ya ka­dar pro­je­ler var­dı.
Ben de­dim ki; Bun­la­rı han­gi pa­ra­lar­la ya­pa­cak­sı­nız? Ön­ce kay­na­ğı gör­mek la­zı­m… Be­le­di­ye­nin ge­li­ri bel­li­… Be­nim bu ger­çek­çi yak­la­şı­mım er­te­si gün ga­ze­te­ler­de ‘ Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu Gi­resun’a ya­tı­rım ya­pan­la­ra kar­şı çık­tı’ baş­lı­ğıy­la yer al­dı.
O ta­rih­te Be­le­di­ye baş­ka­nı ol­say­dım ve­re­bi­le­ce­ğim en bü­yük kav­ga bu­gün sa­hi­li Gi­re­sun’dan ayı­ran sa­hil yo­lu­nun bir çev­re yo­lu ola­rak ge­çi­ril­me­si­ni sağ­la­mak olur­du. Bu­gün Gi­re­sun’u ta­nı­mak­ta güç­lük çe­ki­yo­rum. Gi­re­sun bir kı­yı şeh­ri mi yok­sa bir ka­ra şeh­ri mi? Gi­re­sun­lu bir çev­re yo­lu­nu ye­ni­den gün­de­me ge­tir­me­li. Ya­pı­lan yol da şe­hir içi yo­lu ola­rak kul­la­nıl­ma­lı. Ben bi­le, 30 yıl­dır araç kul­la­nı­yo­rum, Gi­re­sun şe­hir içi tra­fi­ği ka­dar ku­ral­sız ve kar­ma­şık bir şey gör­me­dim. Gi­re­sun­lu sa­hil yo­lun­dan ge­çen araç­la­rı sa­de­ce iz­li­yor, o ka­dar.”

 
Bu­gün si­ya­se­tin ne­re­sin­de­si­niz?
So­ru­mu­za al­dı­ğı­mız ce­vap ise tek cüm­ley­di; “ Sa­de­ce iz­li­yo­rum”
Pe­ki, iz­le­di­ği Gi­re­sun si­ya­se­tin­de ne­ler gö­rü­yor Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu?
Ön­ce­lik­le Gi­re­sun’da si­ya­se­tin se­vi­ye­si­nin düş­tü­ğü­nü, son­ra da ken­di­ni yö­ne­te­me­yen in­san­la­rın si­ya­set­te söz sa­hi­bi ol­du­ğu­nu gö­rü­yo­r…
Bun­la­rı bi­raz da Tür­ki­ye’nin ge­nel si­ya­si ya­pı­sıy­la il­gi­len­di­ren Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; “Bu­nun tek ne­de­ni Tür­ki­ye’de adam gi­bi bir si­ya­si par­ti­ler ya­sa­sı­nın ol­ma­yı­şı. Dün­ya­nın hiç­ bir ye­rin­de üst üs­te iki se­çim kay­be­den li­der o par­ti­nin ba­şın­da ka­la­maz. Tür­ki­ye’de par­ti li­der­le­ri öle­ne ka­dar ora­yı mülk edi­ni­yor­lar.” söz­le­riy­le si­ya­si an­lam­da bir açı­lım ya­pan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu sö­zü CHP Ge­nel Baş­ka­nı De­niz Bay­kal’a ge­ti­ri­yor.

 
ATA­TÜRK’TEN SON­RA
EN İYİ Sİ­YA­SET­Çİ

CHP Ge­nel Baş­ka­nı De­niz Bay­kal’ı Ata­türk’ten son­ra gel­miş geç­miş en iyi si­ya­si­ler­den bi­ri­si ola­rak ta­nım­la­yan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu Bay­kal’ın iki yö­nü­nü eleş­tir­me­den de ede­mi­yor.
“Bay­kal’ın iki kö­tü özel­li­ği var. Bi­ri­si çok faz­la ça­lış­mı­yor. Çı­kıp Ana­do­lu’yu gez­se, Ana­do­lu­lu Bay­kal’ı ya­kın­dan ta­nı­yor ol­sa so­nuç bu ol­ma­ya­cak.
Bir di­ğe­ri de si­ya­si an­lam­da iyi bir ai­le ba­ba­sı de­ğil. Ken­di kad­ro­la­rı­na ve­fa­lı ve sa­hip çı­kan özel­lik­ler­de de­ğil. Bu iki özel­li­ği par­ti­yi bü­yü­te­mi­yor” di­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu söz­le­ri­ne “ Bay­kal be­nim ba­bam­la ya­şıt. 1938 yı­lın­da doğ­muş­lar. Ken­di­sin­den 50 ya­şın­da bir in­sa­nın per­for­man­sı­nı bek­le­mek de hak­sız­lık olur” di­ye­rek de­vam eder­ken, sö­zü­nü ke­se­rek sor­du­ğu­muz “ CHP’ yi na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor­su­nuz?” so­ru­mu­za şu ce­va­bı ve­ri­yor:
“Par­ti­nin en iyi yıl­la­rı­nı ya­şa­dım. 33 ya­şın­day­dım ve Tür­ki­ye’nin en genç il baş­ka­nıy­dım. Genç­li­ğin de ver­di­ği he­ye­can­la Tür­ki­ye’ye çok şey ve­re­bi­le­ce­ği­mi­ ha­yal edi­yor­dum. Ben il baş­ka­nı ol­du­ğum­da gö­re­vi tes­lim al­ma­ya gi­der­ken bir şey yap­tım. İl­de ve il­çe­de ula­şa­bil­di­ğim es­ki il baş­kan­la­rı­na, be­le­di­ye baş­kan­la­rı­na, il­çe baş­kan­la­rı­na, es­ki par­ti­li­le­rin hep­si­ne ulaş­ma­ya ça­lış­tım. Ve 80 ki­şiy­le gö­re­vi tes­lim al­dım. Bun­lar yıl­lar­ca bu par­ti­ye emek ver­miş, kah­rı­nı çek­miş in­san­lar­dı. Bay­kal bu ül­ke­ye ve CHP’ye bir iyi­lik yap­mak is­ti­yor­sa kim­se­yi üz­me­den ve kır­ma­dan bu par­ti­nin di­na­mik­le­ri­ni ye­ni­den par­ti­ye ka­zan­dır­mak zo­run­da. Hal­kı­mız par­ti­ye sa­hip çık­ma­ya ha­zır.CHP’nin il­ke­le­ri­ni ko­yan Ata­türk’tür. Son­ra İnö­nü. CHP’nin çok cid­di bir ge­le­ne­ği var. Sı­kın­tı şu: Tür­ki­ye’de si­ya­set ya­pan­lar si­ya­set ya­par­ken ran­tı alt
kad­ro­lar­la bö­lü­şür­se o par­ti­ler da­ha hız­lı bü­yür­ler. Ne ya­zık ki böy­le bir ah­lak yoz­laş­ma­sı­nın ge­tir­di­ği ba­zı sı­kın­tı­lar var. CHP’li­lik bir kül­tür. Sev­gi üze­ri­ne ku­ru­lu, say­gı üze­ri­ne ku­ru­lu, ül­ke sev­gi­si üze­ri­ne ku­ru­lu bir kül­tür. Bu bir bü­tü­n…”

 
Dİ­Nİ EF­SA­NE­YE VE
HU­RA­FE­YE
DÖ­NÜŞ­TÜR­DÜ­LER
Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu ko­nuş­ma­sı­nı şöy­le sür­dü­rü­yor:
“Biz di­ni si­ya­set­te ser­ma­ye ola­rak kul­lan­mı­yo­ruz. İn­san­la­rın inanç­la­rı­na say­gı gös­te­ri­yo­ruz. İn­san­lar CHP’ yi di­ne say­gı duy­mu­yor di­ye al­gı­lı­yor­lar. Bi­zim kad­ro­la­rı­mı­zı in­ce­ler­ler­se bu­nun böy­le ol­ma­dı­ğı­nı gö­re­cek­ler.
Di­ni ar­gü­man­lar­la bu çağ­da ül­ke­yi yö­net­me­ye kal­kar­sa­nız bir ye­re gö­tü­re­mez­si­niz. An­cak bu­gün ül­ke­de yö­ne­tim­de söz sa­hi­bi olan­lar di­ni ef­sa­ney­le ve hu­ra­fe­ye dö­nüş­tür­dü­ler. Akıl di­ni olan İs­la­mi­yet’in ye­ri­ne ef­sa­ne ve hu­ra­fe di­ni kur­ma­ya ça­lı­şı­yor­lar. Pey­gam­be­ri­miz put­la­rı or­ta­dan kal­dır­mış an­cak biz on­la­rın ye­ri­ne şeyh­le­ri, mü­rit­le­ri icat et­mi­şiz. Bun­la­rı atar­sak, din tüc­car­la­rı­nı ve Al­lah’la al­da­tan­la­rı or­ta­dan kal­dı­rır­sak ül­ke­mi­zi çok iyi bir ye­re gö­tü­rü­rüz.”

Tür­ki­ye’de uy­gu­la­nan si­ya­si yak­la­şı­mı ge­nel hat­la­rıy­la de­ğer­len­di­ren Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu şu tes­pit­le­ri özel­lik­le di­le ge­ti­ri­yor:
“Tür­ki­ye’de her ge­çen gün si­ya­si kad­ro­la­rın ni­te­li­ği aza­lı­yor. Ni­te­lik­li kad­ro­lar si­ya­set­te çok faz­la yıp­ra­tı­lı­yor. Atı­lan ça­mur­la­ra ce­vap ver­mek is­te­me­dik­le­ri için ken­di ken­di­le­ri­ne pa­si­fi­ze olu­yor­lar. Si­ya­set rant pe­şin­de ko­şan­la­ra ka­lı­yor. Bu da dev­let kad­ro­la­rı­na ni­te­lik­siz ve rant pe­şin­de ko­şan in­san­la­rın gel­me­si­ni sağ­lı­yor.
Tür­ki­ye’nin çok par­ti­li si­ya­se­te ge­çi­şiy­le il­gi­li iki olu­şum var. O gün­ler­den bu gün­le­re ge­len bir omur­ga var. Bu­nu yıl­lar­ca an­la­tı­yo­ruz ama et­ki­li ola­mı­yo­ruz. Et­ki­li olu­na­maz! Ada­mın evin­de pi­şi­re­cek bir şe­yi yok­sa bi­ri­si ona bir tas bul­gur ve­rir­se; adam evin­de üşü­yor­sa ve bi­ri­si ona bir tor­ba kö­mür ve­rir­se ona bir şey an­la­ta­maz­sı­nız.
CHP dev­le­ti dü­şü­nen, dev­le­ti bü­yüt­me­yi, dev­let bü­yü­dü­ğün­de de in­san­la­rın re­fa­hı­nın ar­ta­ca­ğı­nı dü­şü­nen bir ge­le­ne­ğe sa­hip.
Bi­zim kar­şı­mız­da da in­san­la­ra men­fa­at te­min ede­rek, in­san­la­rı sa­tın ala­rak bu ül­ke­yi yö­net­me­ye ça­lı­şan bir ge­le­nek var. Bu iki ge­le­nek bu ül­ke­de yıl­lar­dır sa­va­şı­yor ve in­san­la­rı bir tas çor­bay­la kan­dı­ran­lar bu ül­ke­de hep ik­ti­dar olu­yor­lar.”

KA­DIN­LA­RI SOS­YAL
HA­YAT­TAN KO­PAR­MA
PRO­JE­Sİ

Bu nok­ta­da bir kor­ku­su­nu açık­lı­yor Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu.
“Be­ni asıl kor­ku­tan şu: Ka­dın­la­rı sos­yal ha­yat­tan ko­par­ma pro­je­si var. Muh­te­me­len ulus­lar ara­sı güç­ler ta­ra­fın­dan yü­rü­tü­len bir pro­je­… Çok kor­kunç ve ül­ke­mi­zi mah­ve­de­cek bir pro­je.
Eğer ka­dı­nı çar­şa­fa ve pe­çe­ye so­kup top­lum­dan uzak­laş­tı­rır­sa­nız ka­dı­nı ce­ha­le­te sü­rük­le­miş olur­su­nuz. Bun­da da amaç; be­lir­li bir ya­şa ka­dar ço­cuk­la­rın eği­ti­miy­le biz­zat il­gi­le­nen an­ne­le­ri ca­hil bı­rak­mak­tır. 20 ya­şı­na ka­dar ca­hil bir di­zi­nin di­bin­den bü­yü­yen bir o ço­cuk­tan o yaş­tan son­ra bil­gin ye­tiş­ti­re­mez­si­niz.
Onun için yap­ma­mız ge­re­ken ka­dın­la­rı­mı­zı ve an­ne­le­ri ola­bil­di­ğin­ce top­lu­mun içi­ne, sos­yal ha­ya­tın içi­ne çek­mek ol­ma­lı­dır.”
Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’yla yap­tı­ğı­mız söy­le­şi­nin bu bö­lü­mün­de Gi­re­sun’a, İs­tan­bul’da­ki Gi­re­sun’a ve İs­tan­bul’da­ki Gi­re­sun­lu­la­ra yo­ğun­laş­mak is­ti­yo­ruz.
Özel­lik­le Gi­re­sun der­nek­le­ri, Gi­re­sun Der­nek­ler Bir­li­ği, Gi­re­sun Vak­fı, Gi­re­sun Der­nek­ler Fe­de­ras­yo­nu ve di­ğer­le­ri­…
Bu ku­rum­la­rı ya­kın­dan ta­nı­yan, ba­zı­la­rı­nın ku­ru­lu­şun­da gö­rev alan ve yö­ne­ti­min­de bu­lu­nan, ba­zı­la­rı­nın baş­kan­lı­ğı­nı ya­pan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu bu bü­yük fo­toğ­raf­ta han­gi önem­li ay­rın­tı­la­rı gö­rü­yor?

Gİ­RE­SUN VAK­FI BİR
ŞANS­TI,  DEĞERLENDİREMEDİK
Sö­zü bu­ra­ya ge­ti­rip so­ru­yu da bu çer­çe­ve­de sor­du­ğu­muz­da Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu “Söz­le­rim ço­ğu­nu üze­cek­tir” di­ye­rek bu bö­lü­me gi­riş ya­pı­yor.
“Ben İs­tan­bul’a gel­di­ğim­de Gi­re­sun is­mi­ni ta­şı­yan bu­gün­kün­den da­ha faz­la der­nek var­dı. Be­ni he­men on­la­ra yaz­dı­lar. Ço­ğun­da yö­ne­ti­ci­lik de yap­tım. O za­man der­nek­ler da­ha otu­rup oyun oy­na­nan, çay kah­ve içi­len lo­kal­ler şek­lin­dey­di. Sos­yal yan­la­rı yok­tu.
Gi­re­sun Vak­fı’nda ya­şa­nan­la­rı bir­lik­te ya­şa­dık. Ba­zı şey­le­ri an­lat­ma­ya ça­lış­tık ama an­la­ta­ma­dık. Ba­zı­la­rı o va­sı­tay­la bir yer­le­re ulaş­mış, ken­di dün­ya­la­rı­nı kur­muş­lar­dı. Bun­la­rı en­gel­le­me­ye ça­lış­tık. Mah­ke­me­ler ol­du. Doğ­ru­lu­ğu­na mah­ke­me ka­rar ver­di. Ha­pis ce­za­sı ver­di ve er­te­le­di.
Gi­re­sun Vak­fı bir şans­tı ama kul­la­na­ma­dı­k…
Gi­re­sun Vak­fı or­ta­da du­ru­yor. Za­man za­man ar­ka­daş­lar bu­na sa­hip çık­ma­yı dü­şün­sek de Gi­re­sun­lu­nun çok faz­la sa­hip çık­tı­ğı­nı gör­me­di­ği­miz için ce­sa­ret ede­mi­yo­ruz.
Gi­re­sun İs­tan­bul’da en faz­la der­ne­ği olan il an­cak bir der­nek­çi­lik eği­ti­mi yok. El yor­da­mıy­la der­nek­çi­lik ya­pı­lı­yor. Yıl­da bir ke­re pik­ni­ğe git­me­yi, bir yay­la şen­li­ği ya­pıp sa­nat­çı ge­ti­rip ho­ron oy­nat­ma­yı der­nek­çi­lik sa­yı­yor­lar. Bun­lar da bir hiz­met, an­cak da­ha iyi­le­ri ya­pı­la­bi­lir.
Me­se­la, eği­tim de­di­ği­miz za­man üç beş öğ­ren­ci­ye burs ver­me­yi an­lı­yo­ruz. Oy­sa köy­le­re gi­di­lip zi­ra­i usul­de ta­rı­mın na­sıl ya­pı­la­ca­ğı­nı uy­gu­la­ya­rak an­la­ta­bi­lir.
Gi­re­sun der­nek­çi­li­ği ne ya­zık ki çok iyi git­mi­yor. Top­lu­mun ez­ber­le­ri var, bu ez­ber­le­re fark­lı yak­laş­tı­ğı­nız za­man top­lum
 tep­ki ve­ri­yor. O ez­ber­le­rin bo­zul­ma­sı­nı is­te­mi­yor.
Bir de Gi­re­sun­lu­lar İs­tan­bul’da ade­ta ko­lo­ni­ler şek­lin­de ya­şı­yor. Gi­re­sun’dan bir il­çe­den ge­len­ler İs­tan­bul’da bir böl­ge­ye yer­leş­miş­ler. Ve köy­le­rin­de na­sıl ya­şı­yor­lar­sa bu­ra­da da öy­le ya­şı­yor­lar. Bun­la­rın ço­cuk­la­rı 2 km. ya­kın­la­rın­da­ki de­ni­zi gör­me­miş­ler. Bü­tün dün­ya­da si­vil top­lum ku­ru­luş­la­rı bü­yük önem ka­za­nı­yor. Onun için de bi­zim, der­nek­çi­li­ği ye­ni­den ta­nım­la­ma­mız ge­re­ki­yor” söz­le­riy­le ge­nel bir gi­riş ya­pan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; Gi­re­sun Der­nek­ler Bir­li­ği ve Gi­re­sun Der­nek­ler Fe­de­ras­yo­nu adıy­la or­ta­ya çı­kan olu­şum­la­rı şöy­le de­ğer­len­di­ri­yor.

 
Gİ­RE­SUN
DER­NEK­LE­Rİ­NE
BA­KIŞ

“İs­tan­bul’a 13 yıl ev­vel gel­di­ğim­de bu­gün Der­nek­ler Bir­li­ği’nin ba­şın­da­ki ar­ka­da­şı­ma ha­len sak­la­dı­ğım bir bel­ge faks­la­dım. İs­tan­bul’da teş­ki­lat­la­nır­ken Gi­re­sun­lu­nun na­sıl ör­güt­len­me­si ge­rek­ti­ği­nin bir şe­ma­sı­nı faks­la­dım. O şe­ma­da şun­lar var­dı: Köy der­nek­le­ri­nin ken­di iç­le­rin­de il­çe der­nek­ler fe­de­ras­yo­nu al­tın­da, il­çe der­nek­le­ri fe­de­ras­yon­la­rı­nın da bir Gi­re­sun Der­nek­le­ri Kon­fe­de­ras­yo­nu adı al­tın­da top­lan­ma­la­rı­nı öner­miş­tim.
An­cak o ya­pı­lan ör­güt­len­me ya­pı­sı be­nim öne­rim doğ­rul­tu­sun­da ol­ma­dı. Ben bu­ra­da 6 yıl kö­yü­mün der­nek baş­kan­lı­ğı­nı yap­tım. Bir o ka­dar da il­çe­min der­nek baş­kan­lı­ğı­nı ya­ptım. Gi­re­sun der­nek­le­rin­de baş­kan yar­dım­cı­lı­ğım ol­du. Da­vet­li ol­ma­dı­ğım için hiç­bir top­lan­tı­la­rı­na ka­tıl­ma­dım.
Ve so­nun­da ba­zı der­nek­le­ri­miz­le bir ara­ya ge­le­rek Gi­re­sun Der­nek­ler Bir­li­ği’ni kur­du­lar. Res­mi adı Gi­re­sun Der­nek­ler Bir­li­ği Der­ne­ği. Be­nim ba­kı­şım da­ha ge­niş yel­pa­ze­li bir ör­güt­len­me ya­pı­sı­nı çağ­rış­tı­rı­yor­du. Bu­nun adı Gi­re­sun Der­nek­ler Kon­fe­de­ras­yo­nu ol­ma­sı ge­re­kir­di.

 
Gİ­RE­SUN
DER­NEK­LER
KON­FE­DE­RAS­YO­NU
KU­RUL­MA­LI

Gi­re­sun Der­nek­ler Fe­de­ras­yo­nu GİR­DEF’le il­gi­li gö­rüş­le­ri­ni de şöy­le açık­lı­yor Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu: “ GİR­DEF’ in Baş­ka­nıy­la Trab­zon’dan Gi­re­sun’a ka­dar bir se­ya­ha­ti­miz ol­du. Gi­re­sun Vak­fı’nda yö­ne­ti­ci ol­du­ğu­nu an­lat­tı. Ben de O’na Vak­fın ne ol­du­ğu­nu an­lat­tım.Va­kıf Baş­ka­nı İb­ra­him Öz­de­mir’in bir avu­kat ge­tir­di­ği­ni; avu­ka­tın, va­kıf­la­rın baş­kan­la­rı­nın öle­ne ka­dar baş­kan kal­dık­la­rı­nı, İb­ra­him Öz­de­mir’in de öle­ne ka­dar Gi­re­sun Vak­fı’nın baş­ka­nı ola­rak ka­la­ca­ğı­nı söy­le­di­ği­ni ifa­de et­ti. Ben da­ha son­ra, adı ge­çen ki­şi­nin Gi­re­sun Vak­fı yö­ne­ti­ci­li­ğin­den el çek­ti­ril­me­si yö­nün­de mah­ke­me ka­ra­rı ol­du­ğu­nu, ce­za­i bir du­ru­mun söz ko­nu­su ol­du­ğu­nu bu­na da­ir bil­gi ve bel­ge­le­ri GİR­DEF Baş­ka­nı­na faks­la­dım ve yo­ru­mu­nu bek­le­di­ği­mi bil­dir­dim. Üç yıl fa­lan ol­du an­cak ce­vap ala­ma­dım.”
Gi­re­sun Der­nek­ler Fe­de­ras­yo­nu­nun ola­ma­ya­ca­ğı­nı, Gi­re­sun Der­nek­ler Kon­fe­de­ras­yo­nu ku­rul­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni be­lir­ten Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; Gi­re­sun Der­nek­ler Bir­li­ği’nin ol­sun Gi­re­sun Der­nek­ler Fe­de­ras­yo­nu’nun ol­sun top­lan­tı­la­rı­na da­vet edil­me­di­ği­ni, doğ­ru­la­rı an­la­tan bi­ri­si ola­rak bi­ri­le­ri­nin ho­şu­na git­me­miş ola­bi­le­ce­ği­nin üzün­tü­sü­nü di­le ge­tir­di.
“Ama ya­zık. Gi­re­sun adı­na çok üzü­lü­yo­rum. Bu tür olay­la­rın Gi­re­sun’un önü­nü tı­ka­ma­sı­na, ger­çek­le­ri in­san­la­rın gör­me­si­ne en­gel ol­ma­la­rı­na çok üzü­lü­yo­rum”

 
Pe­ki, bun­dan son­ra ne­ler ya­pı­la­bi­lir?
Bu so­ru­mu­za da şu kar­şı­lı­ğı alı­yo­ruz:
“Ben çev­rem­de­ki bu tür der­nek­le­re şu­nu öne­ri­yo­rum. Bu tür ger­çek­le­ri­ni­zi otu­run bir ya­zın. Ne­ler yap­tık­la­rı­nız alt al­ta ya­zın. Bun­la­rı ha­ya­tın çağ­daş de­ğer­le­riy­le kar­şı­laş­tı­rın. Yap­tık­la­rı­nı­zın han­gi­si çağ­daş de­ğer­le­re uyu­yor bu­nu bir de­ğer­len­di­rin. Son­ra da yan­lış­la­rı­nı­zı bu­na gö­re gö­rüp dü­zelt­me­ye ça­lı­şın.
Ba­zı­la­rı be­nim gi­bi Don Ki­şot’lar çı­kı­yor ama kar­şı­la­rın­da çok bü­yük bir de­fans bu­lu­yor­lar. Top­lu­mu yıl­lar­dır kan­dı­ran bir gü­ruh var. Her der­nek­te var, es­ki yö­ne­ti­ci­le­r… Ya­lan yan­lış bir şey­ler yap­mış­lar, doğ­ru­su­nu an­lat­tı­ğın za­man on­la­rın ek­sik­le­ri or­ta­ya çı­kı­yor. Bu de­fa iç­ten içe bir kin bes­le­me­ye baş­lı­yor­lar.
Bü­tün Gi­re­sun der­nek­le­ri ye­ni baş­tan bu­gün doğ­ru bil­di­ği de­ğer­le­ri yar­gı­la­ma­lı­…”

 
İŞA­DAM­LA­RI DER­NE­Ğİ
Gİ­RE­SUN’A FAB­Rİ­KA
YA­PA­Bİ­LİR Mİ?
Gi­re­sun İşa­dam­la­rı Der­ne­ği’yle il­gi­li de gö­rüş­le­ri­ni al­dı­ğı­mız Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu, bir işa­dam­la­rı der­ne­ği üye­le­ri­nin işa­dam­la­rın­dan ku­ru­lu ol­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­la­ya­rak “ Bu der­ne­ğin üye­le­ri sa­de­ce pa­ra­sı olan işa­dam­la­rın­dan ol­mama­lı. İşa­dam­la­rı, mes­lek adam­la­rı, pro­fe­sör­ler, üst dü­zey bü­rok­rat­lar ve yö­ne­ti­ci­le­rin oluş­tu­ra­ca­ğı bir ya­pı­lan­ma­sı ol­ma­lı.
Bu der­nek ül­ke­nin işa­dam­la­rı der­nek­le­riy­le en­teg­ras­yo­na git­me­li. Ve da­ha son­ra da ulus­lar ara­sı işa­dam­la­rı der­nek­le­riy­le en­teg­ras­yo­na git­me­li­…
Son­ra, ya­pa­ca­ğı haf­ta­lık ve­ya ay­lık top­lan­tı­lar­la ge­ti­re­ce­ği çok iyi ko­nuş­ma­lar­la işa­dam­la­rı bil­gi­len­di­ril­me­li­… Biz şu­nu bek­li­yo­ruz: İşa­dam­la­rı bir ara­ya gel­sin­ler, top­lan­sın­lar, or­tak­lık­lar kur­sun­lar ve Gi­re­sun’a ya­tı­rım yap­sın­lar. İşa­dam­la­rı der­ne­kleri­nin bü­tün dün­ya­da bi­rin­ci ama­cı bu de­ğil. İşa­dam­la­rı der­ne­ği; ön­ce­lik­le üye­le­ri­ni eği­ten, on­lar ar­asın­da sev­gi say­gı ve dost­lu­ğu ge­liş­ti­ren fa­ali­yet­ler ya­pan, bu sev­gi say­gı ve dost­luk­tan do­ğan or­tam­dan bir ta­kım or­tak­lık­la­rın çık­ma­sın­dan da mut­lu­luk du­yan bir ya­pı­lan­ma ol­ma­lı­…
Bi­zim, İşa­dam­la­rı Der­ne­ğin­den bek­len­ti­le­ri­miz çok fark­lı. İşa­dam­la­rı Der­ne­ği gel­sin Gi­re­sun’a bir fab­ri­ka yap­sın. Böy­le bir şey yok. Dün­ya’da bun­lar bit­ti.
Bir de Gi­re­sun­lu­la­rın şöy­le bir öne­ri­le­ri var: Yüz ki­şi bir ara­ya gel­se, 10 ar mil­yar ver­se 1 tril­yon ya­par, he­men bir fab­ri­ka ya­pa­rız. Bu­na he­men ora­da sa­hip çı­kı­lır, ta­mam de­nir an­cak ikin­ci top­lan­tı­ya kim­se gel­mez. Ben bu pro­je­ye çok gü­le­rim. İşa­da­mı her za­man pa­ra ko­yan de­ğil­dir. Bir te­le­fon­la böl­ge­si­ne, yö­re­si­ne tril­yon­luk ya­tı­rım­la­rın gel­me­si­ni sağ­la­yan işa­dam­la­rı var­dır. Biz pa­ra ve­ren­le­re he­lal ol­sun di­yo­ruz, an­cak öte­ki bel­ki hiç pa­ra ver­mez ama bir te­le­fon­la tril­yon­luk ya­tı­rım­la­rın ka­zan­dı­rıl­ma­sı­nı sağ­lar. Olay­la­ra bi­raz da böy­le bak­mak la­zım. İşa­dam­la­rı der­ne­ği iyi bir lo­bi­ci­lik yap­mak­la yö­re­si­ne, böl­ge­si­ne hiz­met sağ­la­ya­bi­lir.”

Av­ru­pa Bir­li­ği’nin çev­re, eği­tim ve sağ­lık­la il­gi­li çe­şit­li fon­la­rı­nın ol­du­ğu­nu; bu fon­lar­dan cid­di ve tu­tar­lı si­vil top­lum ör­güt­le­ri­nin ya­rar­la­na­bil­di­ği­ne işa­ret eden Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; Gi­re­sun der­nek­le­ri­nin bu fon­lar­dan na­sıl ya­rar­la­nı­la­ca­ğı­na da­ir üye­le­ri­ni bil­gi­len­dir­me­le­ri ge­rek­ti­ği­ni vur­gu­lu­yor.
Tür­ki­ye’de va­kıf ve der­nek­le­rin yüz­de 90’ının büt­çe­le­ri­nin ka­yıt dı­şı ol­du­ğu­nu söy­le­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu, bu­nu di­le ge­tir­di­ğin­de or­ta­lı­ğı ka­rış­tı­ran adam ol­duk­la­rı­nı ifa­de edi­yor.
Ve bu der­nek ve va­kıf­la­rın büt­çe­le­ri ka­yıt al­tın­da ol­sa, mal var­lık­la­rı ger­çek bü­yük­lük­le­riy­le or­ta­da ol­sa yurt dı­şı fon­lar­dan önem­li kay­nak­lar sağ­la­na­bi­le­ce­ği­nin al­tı­nı çi­zi­yor.

 
ON BİN
ÖĞ­REN­Cİ­LİK
ALT YA­PI
Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu ay­nı za­man­da Aluc­ra Eği­tim ve Kül­tür Der­ne­ği’nin de baş­kan­lı­ğı­nı ya­ptı. Bu der­nek Aluc­ra’ya Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si’ne bağ­lı bir mes­lek yük­sek oku­lu­nun açıl­ma­sı yö­nün­de ça­lış­ma­lar da bulundu. Bi­raz da bu ko­nu­lar­dan ko­nuş­mak is­ti­yo­ruz
Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’yla

“Ken­di ka­pı­sı­nın önü­nü sü­pür­me­ye­nin baş­ka­sı­nın ka­pı­sın­da­ki çöp­ten şi­kâ­yet et­me­ye hak­kı ola­maz”  man­tı­ğın­dan ha­re­ket et­ti­ği­ni söy­le­yen Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu; “Ben eğer ön­ce­lik­le kö­yü­me hiz­met üret­me­miş­sem il­çe­me, il­çe­me hiz­met üret­me­miş­sem ili­me, ili­me hiz­met üret­me­miş­sem ül­ke­me hiz­met üre­te­mem dü­şün­ce­siy­le yo­la çık­tık”  de­dik­ten son­ra şöy­le de­vam edi­yor:
“Gi­re­sun’da il baş­ka­nıy­ken kö­yü­mün de der­nek baş­ka­nıy­dım. Der­ne­ği al­dı­ğım­da 35 met­re­ka­re bir oda­sı var­dı. Pen­ce­re de­mir­le­ri pas­lan­mış­tı. İkin­ci top­lan­tı­da otur­du­ğum san­dal­ye kı­rıl­dı. Al­tı yıl son­ra ora­yı tes­lim eder­ken 400 ki­şi­nin ra­hat­lık­la top­lan­tı ya­pa­ca­ğı bir sa­lon, üst kat­ta ka­fe­ter­ya­sı, bil­gi­sa­yar sa­lo­nu, oyun sa­lo­nu, yö­ne­tim oda­sı olan bir ya­pı­ya ka­vuş­tur­dum. İki yay­la yo­lu­mu­zu yap­tır­dık. Kö­yü­mü­zün yo­lu ikin­ci kat as­falt ya­pıl­dı.
Kö­yü­me ye­te­rin­ce hiz­met üret­ti­ği­me ka­na­at ge­ti­rin­ce il­çem­le il­gi­li söz söy­le­me hak­kım ol­du­ğu­nu dü­şün­düm.Şe­bin­ka­ra­hi­sar’a mes­lek yük­sek oku­lu ku­rul­muş­tu.700 -800 ci­va­rın­da öğ­ren­ci­si var­dı. İşa­da­mı Hay­ri Ba­kı­cı ve Prof. Za­hir Ba­kı­cı’ ya yap­tı­ğı­mız soh­bet­ler sı­ra­sın­da Aluc­ra’ya bir mes­lek yük­sek oku­lu ku­rul­ma­sı fik­ri ge­liş­ti. Bu­nu Cum­hu­ri­yet Üni­ver­si­te­si’nde öğ­re­tim üye­si olan Za­hir Ba­kı­cı’ya aç­tık. Ar­ka­daş­la­rın gö­rü­şü­nün de Kel­kit Va­di­si­ne güç­lü mes­lek yük­sek okul­la­rı aça­rak bu­nu da­ha son­ra bir üni­ver­si­te­ye dö­nüş­tür­mek ol­du­ğu­nun öğ­ren­dik. Bu du­rum­da ken­di il­çe­mi­ze de bir yük­sek okul aça­rak ik­ti­sa­den ge­liş­me­si­ni sağ­la­mak du­ru­mun­day­dık.Bu­nu Aluc­ra­lı­la­ra aç­tık. Sa­hip çık­tı­lar. Ko­mi­te­ler ku­rul­du. Ça­lış­ma­ya baş­la­dık. Za­hir ho­ca­nın ha­zır­la­dı­ğı ze­min sa­ye­sin­de uzun uğ­ra­şı­lar­la da ol­sa Aluc­ra’ya iki bö­lüm­lük bir yük­sek okul al­dık.
İmam Ha­tip Der­ne­ği öz­ve­ri­li dav­ra­na­rak yurt ola­rak yap­tı­ğı bir bi­na­yı okul ola­rak tah­sis et­ti. Be­le­di­ye­nin yap­tı­ğı bir apart bi­na var­dı onu da yurt ha­li­ne ge­tir­dik. Üç yıl­dır Aluc­ra’da iş­let­me ve mu­ha­se­be bö­lüm­le­ri olan 250 ci­va­rın­da öğ­ren­ci­nin oku­du­ğu bir yük­sek oku­lu­muz var.
Bu ge­çi­ci bi­na­lar­la bu iş yü­rü­mez­di. Bir kam­pü­se ih­ti­yaç var­dı. Bu ara­da be­nim en bü­yük rü­yam olan Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si ku­rul­muş­tu. Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si ku­rul­ma­sı için ku­ru­lan vak­fın da ku­ru­cu­la­rın­da­nı­m… Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si ku­ru­lun­ca Rek­tör­le iyi bir di­ya­lo­gu­muz ol­du.
Şu an­da gel­di­ği­miz nok­ta­da 10 bin öğ­ren­ci­nin oku­ya­bi­le­ce­ği bir alt ya­pı­yı oluş­tur­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz. 53 dö­nüm bir ha­zi­ne ara­zi­si­nin Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si’ne tah­si­si­ni yap­tır­dık. Te­koğ­lu Vak­fı’nın 230 dö­nüm ara­zi­si­nin dev­riy­le il­gi­li bir pro­to­kol yap­tık” de­dik­ten son­ra, Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu iki yıl­da bu işin pro­je­siy­le uğ­raş­tık­la­rı­nı bil­di­ri­yor.

 
ALUC­RA YAY­LA­YA
DÖ­NÜ­ŞÜR

Ya­pı­lan ça­lış­ma­la­rı şöy­le özet­li­yor Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu:
“Yak­la­şık 20 bin met­re­ka­re­lik ka­pa­lı ala­nı olan bir pro­je ta­mam­lan­dı. Pro­je ger­çek­leş­ti­ğin­de Aluc­ra 8 bin­le 10 bin öğ­ren­ci­nin oku­ya­bi­le­ce­ği bir alt ya­pı­ya ka­vuş­muş ola­cak.
Yap­tı­ğı­mız top­lan­tı­lar­da te­mel at­ma aşamasında des­tek ara­yı­şı­mız ol­du. Bir ar­ka­da­şı­mız, 4 ana blok­tan olu­şan pro­je­nin bir blo­ğu­nu ya­pa­bi­le­ce­ği­ni, di­ğer blok­la­rı da eko­no­mik du­ru­mu­nun gi­di­şa­tı­na gö­re ya­pa­bi­le­ce­ği­ni taa­hhüt et­ti.
 A Blok böy­le­ce ya­pı­ldı. B Blo­ğu da Aluc­ra Vak­fı üst­len­di. Eği­tim ve Kül­tür Der­ne­ği ola­rak Aluc­ra Be­le­di­ye­siy­le sü­rek­li gö­rüş­me­le­ri­miz oldu. Bir­lik­te ba­zı şey­ler dü­şün­dük. Dernek Başkanıyken amacımız, ge­re­kir­se Be­le­di­ye ile iş­bir­li­ği ya­pa­rak pro­je­le­rin ta­mam­lan­ma­sı­nı sağ­la­mktı.  Bu­nu sağ­la­ya­maz­sak bu­gün 6500 ci­va­rın­da olan nü­fu­suy­la Aluc­ra yer­le­şim ye­ri sa­de­ce ha­ri­ta
üze­rin­de ka­lır.  Ve Aluc­ra in­san­la­rın sa­de­ce yaz­la­rı git­ti­ği bir yay­la­ya dö­nü­şür.
Eğer bir ye­ri va­tan yap­mak için şe­hit ve­ri­yor­sak kay­bet­me­mek için de ba­zı mü­ca­de­le yol­la­rı var. Aluc­ra için şu an­da o mü­ca­de­le­yi ya­pı­yo­ruz.”
Aluc­ra’ya açı­la­n bu yük­se­ko­ku­lun il­çe­nin çeh­re­si­ni de­ğiş­ti­re­ce­ği­ni, İs­tan­bul’dan ba­zı Aluc­ra­lı­la­rın il­çe­le­ri­ne ya­tı­rım yap­mak için ge­ri­ye dö­ne­cek­le­ri­ni, 8 10 bin öğ­ren­ci­nin sağ­la­ya­ca­ğı eko­no­mik ge­ti­ri­nin ya­nın­da sos­yal ve kül­tü­rel ka­za­nım­la­rın da ola­ca­ğı­nı vur­gu­la­ya­rak Kel­kit Va­di­si’nin böl­ge­sel özel­li­ği­ne dik­kat çe­ken Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu bu ko­nuy­la il­gi­li ola­rak şun­la­rı an­la­tı­yor:
“Gi­re­suns­por’da yö­ne­ti­ci iken ta­kım için Şe­bin­ka­ra­hi­sar’da kamp ya­pa­cak yer bu­la­ma­dık. Yük­se­ko­kul açı­lan Şe­bin­ka­ra­hi­sar’da bu­gün mil­li ta­kım kamp ya­pa­bi­lir.
 Öte yan­dan Kel­kit Va­di­si’nin böl­ge­sel bir öne­mi var. Ta­rih­te de çök önem­li ye­ri ol­muş. Fa­tih Sul­tan Meh­met iki kez o va­di­den geç­miş. Trab­zon’un fet­hi­ne gi­der­ken bir haf­ta ko­nak­la­mış. Ot­luk­be­li sa­va­şı­na gi­der­ken ora­da ko­nak­la­mış.
Do­ğu­ya açı­lan es­ki ka­pı ora­sı; Kel­kit, Şe­bin­ka­ra­hi­sar, Aluc­ra ve Şi­ra­n…
Kı­şın do­ğu­ya açı­lan Kı­zıl­dağ’ın ka­pan­dı­ğı­nı, araç­lar mah­sur kal­dı­ğı­nı du­yar­sı­nız. Do­ğu­ya açı­lan yo­lun Kel­kit Va­di­sin­den geç­me­si ge­re­kir­ken 1970’li yıl­lar­da o böl­ge­den olan Cum­hur­baş­ka­nı’nın teş­vi­kiy­le yo­lun Kı­zıl­dağ’dan ya­pıl­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz.Bi­zim kö­yün adı Fev­zi Çak­mak, do­ğu sa­vun­ma­sın­da Fev­zi Çak­mak ka­rar­gâh kur­muş. Böy­le bir böl­ge­yi ih­mal eder­sek ta­ri­he kar­şı da bü­yük say­gı­sız­lık et­miş olu­ruz.”

 
ÜNİ­VER­Sİ­TE­LE­RE
KAY­NAK
YA­RAT­MI­YOR­LAR

Söz yük­sek okul ve üni­ver­si­te­ler üze­ri­ne de­vam eder­ken Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si’ni so­ru­yo­ruz Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu’na­…
Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu ön­ce­lik­le bir tes­pit­te bu­lu­nu­yor ve bu ko­nu­da­ki gö­rüş­le­ri­ni şöy­le açık­lı­yor:
“Bu­gün­kü ik­ti­dar üni­ver­si­te­yi kur­ma dı­şın­da üni­ver­si­te­le­re kay­nak ya­rat­ma­da bi­raz cim­ri dav­ra­nı­yor. Eği­ti­me ay­rı­lan pay ye­ter­li de­ğil. Bu­na rağ­men Gi­re­sun­lu üni­ver­si­te­si­ne sa­hip çık­tı. Tüm il­çe­ler­de il­çe­le­re eği­tim için fa­kül­te ve yük­se­ko­kul açıl­ma­sı için bü­yük bir se­fer­ber­lik var ” de­dik­ten son­ra şun­la­rı ila­ve edi­yor.
“Em­sal­le­ri için­de Gi­re­sun Üni­ver­si­te­si çok iyi iş­ler yap­tı. Ti­tiz, ça­lış­kan, ta­kip­çi bir Rek­tö­rü­mü­zün ol­ma­sı Gi­re­sun için bü­yük bir şan­s… Tıp fa­kül­te­si için de bir prob­lem ola­ca­ğı­nı dü­şün­mü­yo­rum. Söz ve­ren­ler söz­le­ri­ni tu­tar­lar­sa, İşa­dam­la­rı Der­ne­ği­nin if­tar ye­me­ğin­de Gi­re­sun mil­let­ve­kil­le­ri ver­dik­le­ri sö­zü tu­tup Ka­le has­ta­ne­si­nin mev­cut ha­liy­le dev­ri­ni hiç­bir tar­tış­ma­ya mey­dan ver­me­den da­ha er­ken sağ­la­ya­bi­lir­ler­di.  Ge­ci­kin­ce ya­şan­ma­ma­sı ge­re­ken so­run­lar ya­şan­dı. Hiç bir so­run ya­şan­ma­ya­bi­lir­di. An­cak bu­gün ge­li­nen nok­ta­da has­ta­ne­nin boş dev­re­dil­me­si eği­li­mi­nin dil­len­di­ril­me­siy­le tıp fa­kül­te­si­nin ku­rul­ma­sı ge­cik­ti­ril­di. Böy­le de olun­ca Gi­re­sun­lu­ya ya­zık ol­du. Za­man kay­bet­ti­ril­di”

 
VE Gİ­RE­SUNS­POR
Söy­le­şi­mi­zin son bö­lü­mü­nü Gi­re­suns­por’a ayır­dık. Gi­re­suns­por’da beş yıl yö­ne­ti­ci­lik ya­pan ve iki ta­ne üçün­cü lig şam­pi­yon­lu­ğu ya­şa­yan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu Gi­re­suns­por’un bu­gün gel­di­ği nok­ta­yı na­sıl de­ğer­len­di­ri­yor?

“Gi­re­suns­por çok şey kay­bet­ti.” di­ye­rek sö­ze baş­la­yan Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu söz­le­ri­ni şöy­le sür­dür­dü: “ Bir gün vak­tim ve eko­no­mik ya­pım uy­gun olur­sa Gi­re­suns­por’da sa­de­ce baş­kan ola­rak gö­rev ya­pa­rım de­dim. Böy­le bir ka­rar al­dım ve ka­ra­rım de­vam edi­yor.  Bu ku­lü­be yar­dım et­me­ye­ce­ğim an­la­mı­na da gel­mi­yor. Gi­re­suns­por Baş­ka­nı gel­di­ğin­de O’na yar­dım­cı ol­ma­ya ça­lı­şı­yo­ruz. Zi­ya­ret­le­re ve top­lan­tı­la­ra gi­di­yo­ruz.
Be­nim yö­ne­tim­de ol­du­ğum dö­nem­ler­de alt­ya­pıy­la il­gi­li ba­zı pro­je­le­ri­miz var­dı ama bun­la­rı ha­ya­ta ge­çi­re­me­dim. He­le bi­ri­si için pa­ra­ya bi­le ih­ti­yaç yok­tu.
Bu­gün bi­le ha­ya­ta ge­çi­ril­se Gi­re­suns­por’un 5 yıl son­ra 10 yıl son­ra ne­re­ye gi­de­bi­le­ce­ği­ni bu­gün­den gö­re­bi­lir­si­niz.  Bu­gün bi­le o pro­je­nin uy­gu­la­na­bi­lir­lik şan­sı var; Bir fut­bol oku­lu kur­ma­k…
O gün­ler­de bu­nun­la il­gi­li zi­ya­ret­le­ri­miz ol­du. Fut­bol Ha­kem­le­ri Der­ne­ği’ne, Fut­bol An­tre­nör­le­ri Der­ne­ği’ne, Ama­tör Spor Ku­lüp­le­ri Fe­de­ras­yo­nu’na an­lat­tık. Ders­ha­ne­si olan, alet­le­ri olan, sa­ha­sı olan tam bir fut­bol oku­lu oluş­tu­ra­lım. An­tre­nör­ler gel­sin­ler ders ver­sin­ler, okul­lar­dan ya­ban­cı dil öğ­ret­men­le­ri gel­sin­ler ya­ban­cı dil der­si ver­sin­ler.
Ora­ya ala­ca­ğı­nız se­kiz  on ya­şın­da­ki bir ço­cuk ora­yı bi­tir­di­ği za­man bes­len­me­yi, psi­ko­lo­ji­yi, ken­di­ni ma­ça ha­zır­la­ma­yı, ya­ban­cı di­li, id­man tek­nik­le­ri­ni ve ge­nel kül­tü­rü tam öğ­re­nip ken­di­ni ye­tiş­tir­di­ğin­de 17 18 ya­şı­na gel­di­ğin­de Onu Tür­ki­ye’de tut­ma­nı­za im­kan var mı? Dün­ya­nın her ül­ke­si­ne sa­tar­sı­nız ve ard ar­da bu­na ben­zer öğ­ren­ci­ler, spor­cu­lar ye­tiş­ti­rir­si­niz.

 
Pe­ki, bu ne­den ol­ma­dı?
 Pro­je­yi ha­zır­la­dım: Okul­la­rın ya­ban­cı dil ho­ca­la­rı­na, ha­kem­le­re, an­tre­nör­le­re, psi­ko­lo­ğa pa­ra ver­me­ye­cek­tik. Ve­ spon­sor­la te­si­si ya­pa­cak­tık. Hat­ta te­si­sin bir kıs­mı­nı yap­ma­yı da ben gö­ze al­mış­tım. Her şey ha­zır­dı. Ba­sını ça­ğır­dık, yö­ne­ti­me ha­ber ver­dik, pro­je­yi ta­nıt­ma­ya git­tik. An­cak yö­ne­tim­den bir ki­şi bi­le gel­me­di­…
O za­ma­nın Baş­ka­nı ‘ Be­nim en bü­yük ha­ya­lim Gi­re­suns­por’a bir oto­büs ala­ca­ğım ve bu ha­ya­lim ger­çek­le­şir­se oto­bü­sün için­de ya­ta­ca­ğım’ di­yor­du. Ve ha­ki­ka­ten de git­ti bir kü­lüs­tür oto­büs al­dı, Mey­dan’da da için­de yat­tı­…
Baş­ka şey­ler de ol­du.

Şim­di Gi­re­suns­por kör to­pal Bank As­ya bi­rin­ci li­ge çık­tı. Fa­tih Ki­tap­cı’nın bir­kaç ke­re is­ti­fa edip dön­me du­ru­mu ol­du. Gi­re­suns­por’a dai­mi bir ge­lir kay­na­ğı la­zım.”

Dai­mi ge­lir kay­na­ğı ya­rat­mak için ne­ler ya­pıl­ma­lı?
Bu so­ru­yu Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu şöy­le ce­vap­lı­yor:
Fa­tih Ki­tap­cı’ya bir not yaz­dım. Na­sıl Ga­la­ta­sa­ray’ın Ga­la­ta­sa­ray Sto­re’si, Fe­ner­bah­çe’nin Fe­ne­ri­um’u var­sa Gi­re­suns­po­run’da böy­le bir mar­ka oluş­tur­ma­sı la­zım. Gi­re­suns­po­run İs­tan­bul’da bir şu­be­si­nin açıl­ma­sı la­zım. Gi­re­suns­por yö­ne­ti­mi­nin İs­tan­bul’da üç ki­şi­ye yet­ki ver­me­si la­zımdı. Üç ki­şi­lik yö­ne­ti­mi za­ten var; Re­şat Ba­hat, Meh­met Şe­hi­toğ­lu ve Ahmet Kü­lek­çi . Bun­la­ra yet­ki ve­ril­sin biz de des­tek ola­lım istedik. Bir ürü­nün mar­ka­sı tes­cil edil­sin.  Bunlar yapılmadı, bu yönetici arkadaşlara  yetki de verilmedi.
 İs­tan­bul’da Gi­re­suns­por’un bir der­ne­ği açıl­sın. Gi­re­suns­por fut­bol oku­lu açıl­sın.” İs­tan­bul’da her Gi­re­sun­lu­nun ara­ba­sın­da Gi­re­suns­por’un bay­ra­ğı­nın ve fla­ma­sı­nın ol­du­ğu­nu söy­le­yen Meh­met Ka­ra­mus­ta­fa­oğ­lu Gi­re­sun’da ye­rel yö­ne­ti­min de bu­na kat­kı sağ­la­ya­bi­le­ce­ği­ni vur­gu­la­ya­rak söz­le­ri­ne şöy­le de­vam et­ti:
“Gi­re­sun’da Gi­re­suns­por’a mi­ni­büs du­ra­kları ve­ril­di. Be­nim mü­ca­de­le et­ti­ğim şey sa­tıl­ma­ma­sıy­dı.
Uzun va­de­de alı­na­cak 50 li­ra­yı kı­sa va­de­de 5 li­ra­ya ter­cih et­ti­ler. Tüm du­rak­lar sa­tıl­dı. Be­lir­li park alan­la­rı­nın Gi­re­suns­por’a ka­zan­dı­rıl­ma­sı şart.
Gi­re­suns­por ürü­nü spor­cu ve fut­bol­cu ye­tiş­ti­rip sa­ta­rak da pa­ra ka­zan­ma­sı la­zım.”
Kaynak GİRESUN DERGİSİ
              Kasım 2009




 


Bu yazıyı sosyal paylaşım sitenizde aşağıdaki logoyu tıklayarak paylaşın.
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! Facebook! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Reklam
Reklam